
Akra Didim: Adult Villas
TURİZM
2024
340.000 m²'lik arazide, Ege ve Akdeniz'in gölgeli geçişleri, avluları ve yarı açık yaşam alanlarından beslenen 362 odalık bir yerleşke. Mimari, görmenin ötesinde ışık, koku, doku ve rüzgârla kurulan çok duyulu bir deneyim olarak ele alınıyor.
Yer
Didim, Aydın, Türkiye
İşveren
Barut Hotels
Yıl
2024
Program
TURİZM
Proje Alanı
340.000
m²
Tasarım Ekibi
Abdurrahman Çekim, Sevilay Uğur Çekim, Çağla Makara, İrem Cihanoğlu, Behlül Kıryolcu, Havva Nur Şen, Fırat Kılavuz, Şule Karabıyıkoğlu Aydın, Uğur Diker, İrem Mechmet
Fotoğraf
Barut Hotels









Ana Bina Zemin Kat
01
/
02

Ana Bina 1. Kat
02
/
02

Akra Didim yerleşkesi, mekânın yalnızca görülen değil; duyulan, koklanan, dokunulan ve zaman içinde hatırlanan bir deneyim olduğu kabulünden hareketle okunabilir. Hız odaklı yaşamda görme duyusunun baskın hâle gelmesi, mimarlığın diğer duyularla kurduğu kadim ilişkiyi yeniden düşünmeyi gerekli kılar. Bu nedenle tasarım, yapıyı bir nesne olarak tarif etmekten çok, insan ile çevresi arasında kurulan yaşantının zeminini hazırlamayı amaçlar. Işığın gün boyunca yüzeylerde bıraktığı izler, rüzgârın yarı açık mekânlarda dolaşma biçimi, taşın dokusu, toprağın kokusu ve gölgenin serinliği; mimariyi tanımlayan görünmez bileşenler olarak ele alınır. Böylece yerleşke, yalnızca içinde bulunulan bir çevre değil, zamanla aidiyet üreten, hafızada karşılık bulan ve kullanıcıyla birlikte anlam kazanan bir "yer" olma potansiyeli üzerinden kurgulanır.
Bu yaklaşımın mekânsal karşılığı, Ege ve Akdeniz coğrafyasının yüzyıllar boyunca iklim, topoğrafya ve gündelik yaşamla kurduğu dengesinde gibi... Yerel mimarlık, biçimsel bir referans olarak değil; doğayla uyumlu yaşamanın bir sureti olarak karşımıza çıkar.
Kayaköy, Ormana ve Doğanbey'de rastlanan gölgeli geçişler, avlular, dar sokaklar ve yarı açık yaşam alanları birebir yinelenmez; onları mümkün kılan düşünme biçimi günümüz koşullarında yeniden okunur. Ege'nin zeytinlikleri, bağları ve maki örtüsü ise yalnızca çevresel bir veri olmaktan çıkar; gündelik yaşamın ritmini belirleyen yaşayan bir peyzaj olarak mimari anlatının ayrılmaz parçasına dönüşür. Bu nedenle mimarlık ile doğa arasındaki sınırın keskinleşmesi değil, zaman zaman belirsizleşmesi ve birbirine karışması önem kazanır.
İç içe geçen yarı açık mekânlar, rüzgârın ve ışığın yapının derinliklerine kadar ulaşmasına olanak tanırken, iç ve dış mekân arasındaki geçişler kesin sınırlar yerine süreklilikler üzerinden tanımlanmıştır. Gün boyunca değişen ışık, gölge ve malzeme dokuları, her seferinde farklı biçimde algılanabilecek atmosferler üretmeyi amaçlamaktadır. Böylece mimarlık, yalnızca barınmayı karşılayan bir yapı olmaktan öte, zamanla hafızaya yerleşebilecek bir deneyimin zeminini hazırlayan sessiz bir çerçeve olarak ele alınmıştır.
Belki de yerleşkenin asıl kimliği, inşa edilen yapılarda değil; yapı ile peyzaj arasında, insanın belleğinde yavaşça oluşan o görünmez boşlukta saklıdır.
340.000 m²'lik bir araziye yayılan ve 362 odadan oluşan yerleşke, büyüklüğünü yapılaşmanın yoğunluğundan değil, boşlukların niteliğinden alır. Planlama sürecinde alanın tanımladığı emsal haklarının tamamını kullanma yaklaşımı yerine, arazinin taşıyabileceği ölçüde yapılaşma önerisi benimsenir. İşveren ile mimari ekibin ortak iradesi doğrultusunda, yapının değil peyzajın baskın olduğu; yoğunluğun metrekare ile değil, deneyimin derinliğiyle ölçüldüğü bir yerleşim anlayışı öne çıkar.
Mimari Proje:
Baraka Mimarlık
Proje Ekibi:
Abdurrahman Çekim, Sevilay Uğur Çekim, Çağla Makara, İrem Cihanoğlu, Behlül Kıryolcu, Havva Nur Şen, Fırat Kılavuz, Şule Karabıyıkoğlu Aydın, Uğur Diker, İrem Mechmet
Strüktürel Proje:
BST Mühendislik
Mekanik Proje:
MATEK Mühendislik
Elektrik Projesi:
EMTA Mühendislik
Havuz Projesi:
Günsu
Peyzaj Projesi:
Tülay Tosun Design Studio
İç Mekan Tasarımı:
MOB
Aydınlatma Tasarımı:
LINE Lighting Design
Çevre Mühendisliği:
ARUV Çevre
Yangın Danışmanı:
UNIVA
Akustik Danışman:
Karakutu Akustik
Baraka'nın benzer ölçek ve programlardaki diğer işleri.